LAZER EPİLASYON
Kıl gelişimine yardımcı tüm yapısal elemanların geri dönüşümsüz bir şekilde hasara uğratılması ile meydana gelir. Kılın doğal gelişimi içinde yalnızca büyüme (Anagen) evresinde kalıcı epilasyon sağlanabilir. Dinlenme (Telojen) evresinde kıl folliküllerinin yapısal elemanları lazer ışınıyla etkileşmediğinden epilasyon gerçekleşmez. 755 nm Alexandrite lazer koyu renkli maddeler tarafından tutulmak suretiyle enerjilerini bu maddelere aktararak ısı enerjisine dönüşürler. Lazer epilasyonda prensip, kıl folikülünde yerleşmiş bulunan melanin adı verilen renk maddesinin lazer ışığı tarafından tutularak ısıya dönüşmesini sağlamak daha sonra da ortaya çıkan bu ısı enerjisi ile kıl folikülünü tahrip etmektir.
 
En çok sorulan sorulardan birisi de, lazerle epilasyonun sağlığa herhangi bir zararının veya yan etkisinin olup olmadığı şeklindedir. Lazerle epilasyon, kişinin cilt yapısına uygun enerji seviyesi kullanılarak doğru bir şekilde uygulanır ve cilt soğutması da yine cilt yapısına uygun bir biçimde yapılırsa yan etki oluşturma riski oldukça azdır.
Epilasyon lazerlerinin çalıştığı dalga boyları sadece kıl folliküllerinde bulunan melanosit hücreleri tarafından emilmektedir. Melanosit hücrelerinin en yoğun olarak bulunduğu alanlar vücudumuzdaki benlerdir. Bu yüzden herhangi bir kanserojen etki yaratmamak için lazer yapılırken vücuttaki benlerin korunması ve üzerine lazer atışı yapılmaması gerekmektedir. Lazerle epilasyonun kadın üreme organlarında olumsuz sonuçlara neden olduğuna dair herhangi bir bilimsel bulgu yoktur. Lazerle epilasyonun hamilelik döneminde bebeğe zararlı olabileceğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak yine de hamilelere lazerle epilasyon uygulanmamalıdır.
 
 Farklı lazer sistemlerinin var olma sebebi aslında bu sorunun yanlışlığını kanıtlar niteliktedir. Doğru soru şu şekildedir : "BENİM CİLT TONUMA VE KIL YAPIMA UYGUN LAZER EPİLASYON SİSTEMİ HANGİSİDİR?". Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere lazer epilasyonda doğru sistem, kişinin kıl yapısına, cilt rengi tonuna ve bazı durumlarda uygulama bölgesine bağlı olarak değişir. Bu sebeplerden ötürü Alexandrite ve Nd-YAG cihazları bulunduran klinikleri tercih etmeniz tavsiye edilir.
 
Lazerle epilasyonda başarı genellikle açık tenli ve koyu renkli tüylere sahip kişilerde daha çabuk elde edilmektedir. Açık renkli tüyler bulunduğunda ise kıl follikülleri lazer ışınlarını yeterli düzeyde ememediğinden dolayı yok edilmeleri daha zor olmaktadır. Kullandığı 755 nm'lik lazer dalga boyu nedeniyle Alexandrite lazer genel olarak açık tenli kişilerde Nd-YAG lazere göre daha başarılı olmaktadır. Özellikle koyu tenli esmer veya bronz kişilerde ise, cildin kendisi lazer enerjisinin bir kısmını emeceğinden, kullanılacak lazer cihazında ayarlanan enerji seviyesinin büyük önemli bulunmaktadır. Bunun sebebi, koyu cilde sahip olan insanlarda lazer ışınlarını absorbe etme konusunda kılla benzerlik gösteren melanin maddesinin fazla olmasıdır. Bu nedenle koyu cilde sahip kişilere daha az enerji uygulanır. Bu da tedavi süresini uzatır. Koyu renkli kıllara sahip olan kişilerde (melanin pigmenti fazla olan) emilim fazla olduğu için sonuç kısa sürede elde edilir.
 
Kişilerin hormonal durumları tedavinin seyrini belirlediği için önemlidir. Aktif hormonal bozukluğu olan kişilerin vücudu fazla kıl kökü üreteceğinden tedavileri çok uzun sürebilir. Bu nedenle önce hormonal denge sağlanmalı ondan sonra lazer epilasyona geçilmelidir.
 
Nd-YAG lazer 1064 nm. dalga boyunda, lazer epilasyonda, damar ve leke tedavisinde kullanılan bir lazerdir. Nd-YAG lazer renkli tüylerin köklerini yakarak kalıcı kıl kaybı yapar. Nd-YAG lazer renge çok duyarlı olmadığından koyu ten rengine sahip olanlar ve bronz teni olanlarda epilasyonda tercih edilir.Çünkü  koyu cildi yakmaz. Kalça ve  sırt bölgesinde kıllar derindeyse Nd-YAG lazer cildin çok derinlerine  indiği için  epilasyon etkisi  iyi  olabilir.  Bazen koltuk altı tüyleri derinde olabilir ve kılların azalması uzun sürer. Bu tür dirençli durumlarda daha derinlere inen Nd-YAG lazer epilasyona geçilebilir.
 
Işık hassasiyeti olan hastalıklara sahip olanlar dışında herkese uygulanabilmektedir. İstenmeyen tüyü yok etmek isteyen kişilerde herhangi yaş sınırı olmadan uygulanmasında bir sakınca görülmez.
 
FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından tescil edilmiş bir tedavi yöntemi olup, bugüne kadar hiçbir zararı kayıtlara geçmemiştir. Lazer ışınının iyonize edici özelliği yoktur. Mutasyona neden olmaz. Bununla birlikte yanlış kullanımlarda geçici ve yüzeysel yanıklar oluşabilmektedir. Bu tür yanıklardan kaçınmak için tedavi uzman bir doktor tarafından yapılmalıdır.